Makaleler

Published on Nisan 2nd, 2024

0

Sömürgeci devletin sağı kaybetti, solu kazandı! | Hüseyin Şenol


Seçimlerin gerçek kazananı ve özellikle de Kürt illerinde dişe diş mücadele yürüten DEM Parti’dir… AKP, MHP, CHP, Erdoğan, İmamoğlu ve diğerleri sömürgeci sistemin temsilcileridir…

Bir seçim daha geride kaldı. Geçtiğimiz Pazar günü gerçekleştirilen 31 Mart Yerel Seçimleri, Türkiye’de önemli gelişmelerin ve farklı bir ortamın yaşandığı bir seçim oldu. Sonuçları itibarıyla da çok konuşulacak bu seçim.

Devletin sağına karşı solunun kazandığı gibi duruyor seçim sonuçları, ama gerçek bu değil. CHP’li aday Ekrem İmamoğlu İstanbul’da açık ara kazanırken, bir önceki seçimlere göre, çok da fazla artıramadı oylarını. Ama buna karşın, AKP’nin adayı Murat Kurum büyük kaybetti. Kurum tarafında Yeniden Refah ve İmamoğlu tarafında da DEM Parti ile devletten “bağımsız” solun da faktörünü iyi hesaplamak lazım. Bence faşist İYİ Parti tabanı her iki tarafa destek sundu.

Sayıların netliği için bugünü bekledim. Yoksa sosyal medya hesabımdan görüşlerimi bolca paylaştım.

Seçimlerin resmi olmayan sonucuna göre, ülke genelinde oy oranı şöyle: CHP 37.77, AKP 35.49, Yeniden Refah 6.19, DEM Parti 5.70, MHP 4.99, İYİ Parti 3.77, Zafer Partisi 1.74. İstanbul’da ise İmamoğlu 51.14, Kurum 39.59 oranında oy aldı. İstanbul’da DEM Parti ve faşist İYİ Parti’nin oyu düşük kalırken, Yeniden Refah ve Zafer Partisi’nin oy oranları dikkat çekici.

Seçime gitmeyen ve geçersiz oy kullananların sayısı da oldukça yüksek. Hemen hemen her dört seçmenden biri.

22 yılın getirdiği “yıpranmışlık” AKP’nin kaybetmesinde önemli olgu benim için. Yine Yükselen Yeniden Refah Partisi ve Zafer Partisi, önümüzdeki yıllarda karşımızda yeni bela olarak duracak…

•••

Seçimler üzerine, yıllardır görüşümü yazıyor, devrimci-sosyalist tavrın ne olması ve tabii ki ne olmaması gerektiği konusunda görüşlerimi açıklamaya çalışıyorum. Sürekli yazmanın yanı sıra, bunu, sosyal medyada, panellerde, söyleşilerde, kongrelerde, sokak etkinliklerinde ve diğer alanlarda da belirtiyorum. 31 Mart Seçimlerinde de aynı şekilde oldu.

Yenilgi ortamının ağır koşullarını yaşadığımız bu dönemde, görüşümü açıklamam pek de kolay ol(a)madı var olan ortamda. Biraz kırılmış olsa da, hala olamıyor. “Burjuvaziye oy yok” ve “Sosyalistler olarak sağımızdan medet ummamalı” demenin lince maruz kalmak anlamına gelebileceğini düşünmemiştim. Ama gerçek, özellikle bu kesime kendini göstererek, fabrika ayarlarına dönme “şansı” tanımıştı. Özellikle üç hafta önce kaleme aldığım “Oylar, halkların sesi DEM Parti’ye” başlıklı yazımda da konuya geniş yer vermiştim.

Seçim döneminde, o dönemki adıyla, partimiz Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) de eleştirmiş, bu seçim tavrının, yani bir kötüye karşı, diğer kötüye destek ve oy çağrısının hatalı olduğunun altını sürekli çizmiştim.

Sosyalist solun büyük bölümünün “sağa” kaydığı bir ortamı yaşıyoruz. Öyle bir ortam ki; Türkiye sosyalist hareketinin, sağından medet umulan bir dönemi bu kadar uzun yaşamadık. Bu dönem tüm ağırlığıyla devam etti.

•••

Neydi Kent Uzlaşısı?

Son Cumhurbaşkanlığı, Milletvekilliği ve Yerel Seçimlerdeki tavrım, kesinlikle “sağlı-sollu” burjuva partileri ve adaylarına oy verilmemesi yönündeydi. Burjuva parti ve adaylarına destek ve oy verilmesi sosyalist harekete de yurtsever harekete de sürekli kaybettirdi.

31 Mart öncesi günlerde, özellikle batıda yürütülen seçim çalışmaları, ortada görünür gibi olmanın ötesine gidemedi. Ki ben İstanbul’da özellikle de CHP ve İmamoğlu’na çağrı yapan ve bunu net olarak son 4 güne bırakanların tavrını anlamak çok zor. Ayrıca, madem İmamoğlu’na destek çağrısı yapıyorsunuz, bunu pratikte niye göstermediniz?

Kazanmaktan ziyade, burjuvazinin bir tarafına kaybettirme çabasını aşamıyor mevcut durum. Zaten, böyle olması için harcanan çaba çok sırıtıyor. Göstermelik adaylar, bana göre Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) için olumlu sonuç vermedi. Uzun vadede güven kaybına da yol açacak olan bu durum, bir önceki seçim sonrası tabandan gelen eleştirilere ve verilmek zorunda kalınan özeleştirilere de denk bir yaklaşım değil.

CHP, AKP ve diğerleriyle yapılan görüşmeler açıktan duyurulacak ve içeriği hakkında bilgilendirilecektik.

Adaylar, üyeler tarafından seçildi ama bazı yerlerde şeffaf değildi.

Kent uzlaşısı, istenilen yerde ve özellikle de batıda CHP’li adaylara kazandırma şeklinde algılandı kitleler tarafından. Halbuki, eleştirilerin kaynağı, başında CHP’nin bulunduğu, İYİP’li kafatasçı ırkçıların da içinde yer aldığı, faşist, molla, gerici soslu Millet İttifakı’na verilen destek değil miydi?

İstanbul krizi

İstanbul’daki aday başvurusunda yaşanan “kriz” için, DEM Parti’den de seçmenine bir özür gelmeliydi. Başak Demirtaş’ın adaylığa başvuruş ve geri çekiliş şekli bu güven kaybına tuz biber olmuştur. Yine aday başvurusunda yaşanan gecikme de çok sorumlu bir durum değildi.

Devamında adayların varlığı maalesef çok da görünür değildi. Belediye eş başkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni, bana göre çok görünür bir faaliyet yürütmedi ve başarısız olmuşlardır. Yoksa alınan sadece yüzde iki civarındaki oy nasıl açıklanır. Seçim sonrası “Seçmenimizin çoğu oylarını CHP’ye verdi” diyn Beştaş’ın açıklaması da beni doğruluyor.

Yine burada belirtmek isterim: Bir önceki başkanlar Mithat Sancar ve Pervin Buldan’dan şu andaki eş başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’a yeteri kadar destek gelmediğini sezinledim. Diğer çok sayıda ismi de maalesef özellikle de Batıda sahada görünmedi.

 “Ahmet Saymadı Krizi” de ayrı bir sorun olarak tartışılırken, DEM Parti tarafından yapılan eleştirinin, Saymadi’nin görüşüne katılır veya katılmam, ölçülü olmadığı facebook hesabımdan duyurmuştum. Aynı tavır, bileşen partilerden birinin İstanbul Örgütü tarafından seçimden son dört gün önce gelen açıklamayla devam etti. Burada da DEM Partisi’nin eleştirisi abartılıydı. Bir önceki seçimlerde farklı tavır sergileyen bileşenlere böyle yaklaşılmamıştı ve bu doğru bir parti içi demokrasi anlayışıydı.

Keyfe göre sosyalist demokrasi

Aynı parti içi “lince” ve “sansüre” de ben uğramıştım. 2019 Seçimlerinde O dönem içinde yer aldığım HDP Bileşenlerinden olan partim tarafından devam eden seçim yazılarıma “ittifakımızla” sorun yaşarız mantığıyla maalesef sansür uygulamıştı.

Evet önceki seçimlerde, ‘HDP ile ters düşemeyiz’ diye yazılarımın devamına “sansür” uygulanmıştı. Öncesinde ve devamında da ‘seçim ve faşizm’, ‘sosyalist demokrasi’ ve diğer tartışmalar, uzun yıllar dirensem de, ‘demokrasinin’ ortadan kaldırılmasıyla beni ve çok sayıda yoldaşımızı ayrılığa kadar götür(t)müştü. (Hatırlatmak istedim)

Son anda “farklı tutumunu” açıklayan partiye yakın yayın organının Meral Danış Beştaş, Bakırhan ve diğer çevrelerin eleştirilerini haberleştirmedi. Sosyalist demokrasi, gelen eleştirilere de yayımlarımızda yer verebilme cesaretidir…

Bir garip seçim…

CHP adıyla değil bir kent veya ilçede, mahalle ve köylerde bile seçime girilmemeliydi. CHP adıyla seçime giren DEM Partili aday tarihimize yarardan çok zarar getirecektir. Önceki yerel seçimlerde, Beyoğlu’nda seçime giren Alper Taş için de aynı değerlendirmeyi yapmıştım. Orada bir de faşist İYİ Parti olgusu da işin diğer vahim yanıydı.

İstanbul ve diğer bazı şehirlerdeki “uzlaşı”, adayların da “olması gerektiği gibi görünememe” yorumlarını da beraberinde getirdiğini görüyoruz. “DEM’liler bu işe asılmıyor” söylemlerini sürekli duyduk.

Seçim, Kürdistan’da yine sömürgeciliğe karşı mücadele olarak biçimlenirken, batıda ise “Erdoğan ile İmamoğlu seçimi” gibi durdu.

Bir garip seçim yaşandı; Sonucu hep birlikte göreceğiz, ama “bu sonuca rağmen” şurası çok kesin: Geçen yılki seçimler gibi, bu seçimler de çok tartışılacak…

Aday var mı ve son güne kadar kalır mı?

Tüm partilerin adayları için, belki de Türkiye’de ilk defa “Acaba adaylar son güne kadar kalır mı?” sorusu soruldu ve DEM Partili adaylara da maalesef bu gözle bakıldı. Parti tabanı CHP ile işbirliğine sıcak bakmasa da, DEM Parti yönetimi bir türlü çiğnedi bu yaklaşımı. İstanbul’da bile parti tabanı, kendi adayımızın çıkarılması yönünde görüş belirtmişti.

Özellikle, genel olarak “muhalefetin” her yerde belediye başkan adayları var mı yok mu ve varsa seçim gününe kadar kalma durumu oluştu?

Sadece ben değil, milyonlar böyle düşündü.

Sömürgecilik bir yanda kazanırken, diğer yanda büyük kaybetti

Özellikle Kürt illerinde kayyumlara ve olanaksızlara rağmen, tüm baskı, şiddet ve sömürgeci baskıya rağmen, halkların gücü sömürgeciyi geriletti. Kürdistan’da oylar artarken, kazanılan kent, ilçe ve belde sayısı da büyük artış göstererek, morallerin yükselmesine neden oldu. Tabii ki bu durum ilk günden itibaren sömürgeciyi çılgına çevirdi ve plan hemen işletilmeye kondu.

DEM Parti’nin her zaman kazandığı bazı şehirler, taşıma seçmenle doldurulurken, AKP-MHP faşist bloğuna geçmesi sağlandı. Yüzde 60 civarında aldığı yüksek oyla Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen DEM Partili Abdullah Zeydan’ın seçilme hakkı geri alındı ve İl Seçim Kurulu AKP’li adaya mazbata verme kararı aldı.

Kürt halkı, tüm baskı, zulüm ve kayyumlara rağmen partisine ve şehirlerine sahip çıktı. Van’a ve el konulan diğer kentleri de geri alacaktır.

Bu duruma rağmen, en çok sevinmemiz gereken nokta, Kürt illerinde sömürgeci devletin “sağlı-sollu” darbe almasıdır…

Batı illerinde CHP, yani burjuvazinin “sol kanadı” oylarını ve haliyle belediye başkan ve meclis üyesi sayısını artırdı.

Faşist AKP-MHP hükümeti ağır darbe aldığı doğrudur ama unutmayın; Burcu Köksallar, Tanju Özcanlar gibi ulusal faşistler de belediye başkanı seçildi. Ki İmamoğlu ve Yavaş gibilerin ne olduğu da malum.

Konu üzerine yazılırım devam edecek tabii ki. Bu yazımı tamamlarken bir kaç noktaya değinmek istiyorum:

-Seçimlerin gerçek kazananı ve özellikle de Kürt illerinde dişe diş mücadele yürüten DEM Parti’dir…

-AKP, MHP, CHP, Erdoğan, İmamoğlu ve diğerleri sömürgeci sistemin temsilcileridir…

-Oyların CHP’ye gitmesi DEM Parti için de sorun olmalı…

-DEM Parti’nin Batı illerinde al(ama)dığı oy oranı çok iyi değerlendirilmelidir…

-Kürt halkının, tüm baskı, zulüm ve kayyumlara rağmen partisine ve şehirlerine sahip çıkmasına batının da görevidir…

-“Faşizmi gerileteceğiz” diyerek, Ankara’da tutsak Gültan Kışanak yerine faşist Mansur Yavaş’a ve İstanbul’da DEM Parti yerine CHP’ye oy vermenin dayanılmaz hafifliği iyi değerlendirilmelidir.

-Erken seçim olasılığı ve darbe girişimleri…

-77’deki durumuna düşeriz. “Karaoğlan” gibi, “İmamoğlan” umut olarak gösteriliyor…

-Mustafa Kemal’in Askerleri’ne destek ve oy verilmesi 100 yıllık sömürgeciliğe destektir…

-Gerici ve faşist örgütlenmeler içinde olunmamalı. Yoksa bir 100 yıl daha halk bize değil, gösterdiğimiz yanlış adreslere ilgi göstermeye devam eder…

-Devlet faşizmi kurumsallaştırmak falan istiyor nakaratını bırakmak gerekiyor…

-Faşizm CHP’ye destekle engellen(e)mez. Destek, bugüne kadar olduğu gibi, faşist iktidarların yine yeniden devamına hizmet eder…


Hüseyin Şenol – 02.04.2024

Tags: , , , , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑