Yazarlar

Published on Şubat 18th, 2024

0

Tacizde ayrıcalıklı sınıfın dokunulmazlığı | Nazlı Top


Fransa içişleri bakanı Darmanin’e karşı açılan cinsel şiddet davası 14 Şubat günü yargıtay tarafından kesin bir şekilde reddedildi ve dosya rafa kaldırıldı. Fransa da ayrıcalıklı , zengin, burjuva sınıfına mensup yapılan ilk kıyak değil bu. Kadın örgütlerinin uzun bir sürece dayanan protestoları ve farklı tepkilere kulak tıkayan yargı sistemi kadının değil erkeğin beyanını esas alarak son noktayı koydu.
Fransa’da her üç günde bir kadın öldürülüyor. 2023 yılında 244.000 kadın eşi, partneri, kardeşi, babası yani bir erkek tarafından şiddete maruz kaldığını beyan etti ve 134 kadın öldürüldü.

Yaklaşık on kadından biri fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldığını, aynı zamanda psikolojik ve sözlü şiddete de maruz kaldığını söylüyor.

Macron göreve geldiğinde kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında  yürürlüğe aldığı acil telefon, acil bilezik, dijital platformların kurulması, acil barınma yerlerinin sağlanması gibi tedbirleri arttıracağını belirtmişti ama 1000 adet bilezikten sadece 88 adeti çalışır durumda olduğu resmi kaynaklarca belirtildi. Sığınma evleri ve yeterli korunmanın sağlanması için talep dilen bütçeyi vermedi.

Macron hükümeti tarafından kadın örgtülerinin mücadelesi sonucu kadına yönelik şiddete karşı cüzi bazı yaptırım kararları da alındı. Ama bu yaptırımlar taleplere karşılık vermediği gibi artı üst tabaka, ayrıcalıklı siyasetçiler, sanatçılar, entelektüeller gibi  tanınmış erkek şahsiyetlerine  uygulamalarda pozitif ayrıcalık tanınmaya devam edildi v ediliyor.

Örneklendirmek gerekirse: Sophie Patterson-Spatz’ın 2017 yılında İçişleri Bakanı Gérald Darmanin’e karşı tecavüz şikayetinde bulunmuştu. Ve o süreçte her ikisi de cinsel ilişkiye girdiklerini itiraf ediyor, ancak Sophie Patterson-Spatz, o zamanlar 26 yaşında olan  Darmanin tarafından elinde bulunan yetkilere dayanarak bunu yapmaya zorlandığını da ifade ediyor ve suç duyurusunda bulunuyor.

Avukatı Me Elodie Tuaillon-Hibon “sürpriz bir tecavüz” ve “zorla” bir cinsel ilişki, “ne özgür ne de rızaya dayalı” olarak yaşanan olayı ifade etmişti.

İçişleri Bakanı Darmanin ise dava sürecinde “girişimci” bir şikayetçinin “cazibesine kapıldığını” iddia ederek kendisini savunmuştu.

Soruşturmaların üç kez kapatılmasının ardından Patterson-Spatz, 2020 yazında bir soruşturma hakimi atanmasını sağladı. Patterson,2022 yılında davanın reddinden sonra yeni bir karar verileceği ümidiyle Yargıtay’a temyiz başvurusunda bulunmuştu. Ancak yargıtay başvuruyu red ederek dosyayı kapattı. Siyasi sınıfın cinsiyetçi ve cinsel şiddet suçlamaları karşısında dokunulmazlığını bir kez daha gösteren bir karar oldu.

Darmanin’in ilk red edilen taciz dosyası değildi bu. Tourcoing  şehrinde bir kadın , o zamanlar şehrin belediye başkanı olan Darmanin’in, barınma ve iş karşılığında kendisini cinsel ilişkiye zorladığını açıklamış ve şikayette bulunmuştu. Ancak bu soruşturma da 2018 yılında kapatıldı.

Karara tepki gösteren avukatı Me Elodie, “Tecavüzcüler mağdurlardan daha şanslı, savunma hakları ve gerekçe gösterme yükümlülüğüyle korunuyorlar, ancak mağdurun hakları ülkemizde geçerliliğini yitirmiş durumda” diyerek Fransa’da yargı sisteminin erkçi, taraflı yönüne dikkat çekiyor.

Fransa’da pek çok ırkçı, ayrımcı yasalarda imzası bulunan Gérald Darmanin, adalet sisteminin göçmenlere veya işçi sınıfı mahallelerindeki gençlere karşı daha katı olmasını isterken, kendisi için de faydalı olan erkçi, cinsiyetçi düzenlemelerden sonuna kadar yararlanıyor .

Kadına yönelik şiddetle mücadelede iki yüzlü davranan Macron hükümeti cinsel şiddet ve tacizle mimlenmiş erkekleri bakan, vekil gibi üst yönetimlere getirmede arsızca davranmaya devam ediyor.

Damien Abad’ın Dayanışma, Özerklik ve Engelliler Bakanı olarak atanmasının ertesi günü Mediapart’ın  21 Mayıs’ta yayınladığı makalede iki kadının 2010 ve 2011 yıllarında yeni bakanın  kendilerine tecavüzde bulunduğunu beyan edip dava açmıştı.

Fransa Kamu Hizmetleri Bakanı George Tron da iki eski çalışanına yönelik  cinsel tacizde bulundukları kamuoyuna yansımış ve bakan istifa etmek zorunda kalmıştı.

Genç bir kadına tecavüz iddiaları üzerine soruşturma başlatılan ve televizyonda kendisini “baştan çıkarmanın önemli olduğu” bir kuşağa ait olduğunu söyleyerek savunan, Fransa’nın ünlü haber spikeri Patrick Poivre d’Arvor’da aklananlar arasında yer alıyor.

Ünlü entelektüel Olivier Duhamel’den aktör Richard Berry’ye, uluslararası üne sahip sanatçı Claude Lévêque’ten geçtiğimiz sene Emmanual Macron’un Ulusal Sinema Merkezi başkanı seçtiği film yapımcısı Dominique Boutonnat’a kadar bir sürü erkeğin cinsel saldırı dosyaları mevcut.

Macron ”  Gérard Depardieu’nun büyük bir hayranıyım. Fransa’nın kültürünü dünyaya tanıtıyor” diyerek, yıllardır yaklaşık on kadın tarafından tacizden tecavüze kadar çeşitli cinsiyetçi davranışlarla suçlanan ve tamamen cezasız kalan aktör Gérard  Depardieu’yu destekleme cüretini göstermiş ve böylece bütün bir baskı düzenine kefil olmuştu.

Cinsiyete dayalı ve cinsel şiddet vakalarında hükümet üyelerinin ve dünyadaki tüm güçlü kişilerin cezasız kalması, kadınların adalete güvenemeyeceğini gösteriyor. Onlara yapılan muamele, devlete ve kurumlarına güvenilemeyeceğinin kanıtıdır.

Tüm dünyada yankısını bulan #MeToo her yerde, hayatın her alanında devam ediyor. Tecavüzlerin %1’inin mahkum edilmesiyle cezasızlık devam ediyor. Macron hükümeti ırkçı, cinsiyetçi, göçmen ve sınıf düşmanı politikalarına devam ederken aşırı sağ ile itifak içinde yürüyerek cinsel şiddet ve tecavüze zemin hazırlamaya devam ediyor.

Fransa’da kadınlar 8 Mart grev ve eylem çağrısı yaparken kadına yönelik cinsel şiddet ve tecavüze  karşı mücadele kapsamında şu çağrılara da yer veriyor.

“Fransa’nın bu yaz Olimpiyat ve Paralimpik Oyunlarına ev sahipliği yapacak olması dolayısıyla, her türlü cinsiyetçi ve cinsel şiddetle mücadele edilmesi, mağdurların korunması ve fuhuş ve pezevenklik ağlarıyla mücadele edilmesi için somut adımlar atılması.
Mevcut yasaların uygulanması ve kadınlara, çocuklara ve toplumsal cinsiyet azınlıklarına yönelik erkek şiddetiyle mücadele için bir çerçeve yasa çıkarılması ”.

8 Mart’ta grev ve eylemlilikleriyle ataerkilliğe ve bu hükümete karşı meydan okuyacağız diyen kadınların talepleri elbette bundan çok çok daha fazla. En önemlisi ise kadınlar kendi öz gücüne güvenerek 8 Mart kadın grevinde “ toplumdaki temel rolümüzü göstereceğiz” diyor.


Nazlı Top – Paris – 18.02.2024

Tags:


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑